Kategoriler

20 Şubat 2011 Pazar

YALNIZLIĞIN MUHALLEBİ KIVAMI'ndan

... Efkârlandım yine. Burayı da çok severdi Emir’im. Akşam yemeğimi yedim. Emir’in sevdiği sarımsaklı, domatesli spaghetti’yi yaptım. Çayımı da pek severdi. Bir güzel içtim harmanladığım çayımı. Bak şimdi, Can Yücel şiiri geldi aklıma;

“Yalnızlığa dayanırım da bir başınalığa asla.
Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka,
Bir dost göz arayışıyla,
Saat tıkırtısıyla…
Korkmam, geçinip gideriz biz mutlulukla
Ama ‘Günün aydın, akşamın aydın olsun’ diyen biri olmalı,
Bir telefon çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.
Yoksa zor değil, hiç zor değil
Demli çayı bardakta karıştırıp
Bir başına yudumlamak doyasıya…
Ama ‘Çaya kaç şeker alırsın?’
Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra…”

Of… Of…
Gece de mumlarımı yaktım George Benson konser DVD’sini koydum. Ne güzel de çalıyor, söylüyor adam ayol. Emir’le Doğan, müzik konusunda da uyuşur ve saatlerce sohbet ederlerdi. O vermişti bu DVD’yi. Müzik zevki ve bilgisi muhteşemdir Doğan’ın. Hey koçum benim be. Özlemişim bak… Şarabım elimde, ara sıra gözlerimi kapayarak düşüncelere dalıyorum…

Yorgun düşüncelerin biriktirdiği tortu ile semaya bakıp kendimi izliyorum yukarıdan… Düşüncelerin sesi olsa da anlatsalar...
Biraz da sol yanımla konuşuyorum, hala kıpır kıpır hayret...
Derken, uzun bir yolculuğun kokusunu alıyor bedenim… Yakıtı ben, güzergâhı ben, nihayeti ben…
Pencereden izliyorum beni, yan yana seyahat ettiğim ‘zaman’,
parmağıyla yetişebildiğim anlarımı gösteriyor heyecanla... Çok hızlı gidiyoruz.
Karşımda biraz tombulca bir "sıfır" oturuyor, o da bizimle geliyor, yanında bolca eşya getirmiş...
Benimse eski bir çuvalım var sadece, içine biraz ‘dirim’, biraz ‘hakikat’, biraz ‘hürriyet, biraz ‘iyi niyet’, bir de ne olur ne olmaz diye az biraz ‘hüzün’ koymuştum yolda acıkırım diye…
Gece ve gündüz birbirlerine sürekli ‘sıra sende’ derken daha önce hiç duymadığım ‘keşke’ istasyonu’nda duruyoruz, bu hiç olmazdı oysa…
Bu durakta aramıza simasını hatırladığım ‘nefs’ katılıyor, sürekli
ofluyor nedense... Her ofladığında ‘sıfır’ ve ‘zaman’ kıs kıs gülüyorlar...
Çuvaldan biraz hakikat alıp, uykuya dalıyorum...
Uyandığımda ‘elbette’ diye cevap veriyorum, defalarca ne olduğunu hatırlamadan.
‘sıfır’, ‘zaman’ ve ‘nefs’ birbirlerine bakıp bir anlam veremediklerini ima eden mimikler sergiliyorlar...
Çuvala ‘öfke’yi koymadığıma sevinirken, ‘sabr’ı koymayı unuttuğum
için çok öfkeleniyorum...
Güneş doğuyor…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar

Bendeniz

Fotoğrafım
Yazıyorum, paylaşıyorum... Hayatın sevmek ve inanmak olduğunu düşünüyorum... Az ve öz dostum ile kitaplarım olduğu sürece benden mutlusu yok... Dünyalıyım... İçi-dışı bir, özü-sözü bir olmak, istediğim...

Hürriyet Spoa

Bumerang - Yazarkafe
Bumerang - Yazarkafe

Hürriyet